Doktorun Önerdikleri

Anasayfa » Safra Kesesi » Safra Kesesi Taşları ve Tedavisi

Safra Kesesi Taşları ve Tedavisi

Safra kesesi karnımızın sağ üst kısmında, karaciğerin altında yerleşmiş 5x2cm boyutlatında bir organımızdır. Karaciğerde yapılan safra, barsağa geçmeden önce safra kesesine gelerek burada birikir ve konsantre hale gelir. Yemek sonrasında safra kesesi kasılarak içindeki safranın safra yolları vasıtasıyla barsağa akması sağlanır. Safra, barsakta yağların sindirimi ve emilimi için gereklidir.

Safra Kesesi Taşları Neden Oluşur

Karaciğerde yapılan safra, su, safra tuzları, kolesterol, fosfolipidler (lesitin) ve sarı renkli bir pigment olan biluribinden oluşmuştur. Safra, safra kesesi içinde beklediğinde suyunun emilmesi sonucunda daha koyu ve konsantre hale gelir. Bu koyulaşma sırasında safra içindeki maddelerin oranlarındaki değişime bağlı olarak bazı insanlarda kolesterol veya pigment kristalleri meydana gelir. Bu kristalleşmenin giderek artan miktarda olması sonucunda kristaller bir araya gelerek safra taşları oluşmaya başlar. Bu şekilde kristalleşmeye ve taş oluşumuna yatkın bir bileşime sahip safra litojen safra olarak adlandırılır ( Litojen = taş oluşturan ). Safra taşlarının büyük çoğunluğu kolesterol taşlarıdır (%80), pigment taşları ve karışık yapıdaki taşlar daha düşük oranda görülürler.

Safra Kesesi Taşları Kimlerde Olur

Batı toplumunda orta yaşlı, beyaz tenli, obez ve çok doğum yapmış kadınlarda safra taşının daha sık görüldüğüne inanılır (Female, Fat, Forty, Fertile,Fair). 60 yaş üzerindeki insanların yaklaşık 1/3 inde safra kesesinde taş veya çamur saptanmaktadır. Gebelik sırasında safra kesesinde safra çamuru oluşumu sık görülürsede gebelik sonrasında bunların çoğu kendiliğinden kaybolmaktadır. Hızlı kilo vermek bazı insanlarda safra kesesi taşı oluşumuna yol açabilmektedir. Asya ve Afrikalılarda safra kesesi taşı nadir görülürken orta yaşlı Amerikan kızılderili kadınların yaklaşık %90 ında safra kesesi taşı saptanmaktadır. Kırmızı kan hücrelerinin parçalanması ile giden hemolitik kan hastalıklarında, karaciğer sirozunda (özellikle alkole bağlı karaciğer sirozunda), diyabetiklerde ve safra yollarında doğumsal bir amomali olanlarda taş oluşma sıklığı artmıştır. Bu nedenle heredite (soya çekim), yaş, diyet, hormonal değişikliler ve kullanılan ilaçlar gibi çok değişik faktörlerin safra kesesi taşı oluşumunda etkili olabileceği düşünülmektedir. Pratikte safra kesesi taşlarının her yaşta ve her cinste görülebileceği unutulmamalıdır.

Safra Kesesi Taşları Belirtileri

Safra kesesi taşı olan hastaların büyük bir çoğunluğunda (%80) taşa ait olabilecek bir bulgu yoktur. Fakat safra kesesi taşı saptanan hastalar izlemeye alındığında zamanla bu hastaların yarısının semptomatik hale geldikleri bilinmektedir. Safra kesesi taşları aşağıdaki belirtileri oluşturabilir;

Ağrı: Karın üst-orta ve/veya üst sağ tarafında kaburgaların altında hissedilen, giderek şiddetlenen, omuza ve sırta yayılabilen, bulantı ve kusma ile birlikte olabilen bir ağrı şeklinde hissedilir. Kolik tarzında ani gelebilen ağrı genellikle yemek sonrasında safra kesesinin kasılması sonrasında oluşur. Safra kesesinin kasılması sonrasında kese içindeki taş kesenin boyun bölgesine kayarak burada sıkışır ve bu sırada safra kesesinin ve kese boynunun gerilmesi ağrıya sebep olur. Ağrı birkaç dakikadan birkaç saate kadar sürebilir. Bazen küçük kese taşları safra yollarına düşmek suretiyle de ağrı oluşturabilirler. Bu taktirde idrar renginde koyulaşma ve dışkı renginde açılma gibi ilave bulgular ortaya çıkabilir. Taşla birlikte iltihap bulunduğunda sarılık, üşüme, titreme ve ateş görülebilir. Yaşlılarda belirtilerin daha hafif ve atipik seyredebileceği unutulmamalıdır.

Safra kesesi iltihabı ( İnflamasyon-yangı): Bazen taşlar safra kesesinde iltihaplanmaya sebep olabilir ve bu durum safra kesesi bölgesinde künt ve dolgunluk şeklinde hissedilen hafif veya orta şiddetteki bir ağrıdan, bulantı kusma, üşüme, titreme ve ateşle birlikte olabilen şiddetli ağrıya kadar değişebilen bir tablo oluşturabilir. Bu tablo akut kolesistit olarak bilinir ve ciddi bir durumdur.

Sarılık: Safra taşları safra yollarına düştüklerinde safranın barsağa akmasını engelleyerek göz aklarında ve deride sararmaya, idrar renginde koyulaşmaya ve dışkı renginde açılmaya sebep olabilir (sarı- kirli koyu beyaz renkte dışkılama). Bu durum tıkanma sarılığı olarak adlandırılır ve barsağa akamayan safra içindeki bilirubin adlı pigmentin kana karışarak kan seviyesinin yükselmesine ve idrarda fazla miktarda atılmasına bağlıdır.

Pankreatit: Safra taşları safra yollarına düştüğünde safra kanalı ile birlikte pankreas kanalında da tıkanmaya yol açarak akut pankreatite sebep olabilir (Anatomik şekilde safra ve pankreas kanallarının ilişkisine bakınız). Akut pankreatitte karnın orta ve üst kısımlarında hissedilen ve kuşak tarzında yanlara yayılarak sırta yayılabilen şiddetli ağrı ile birlikte hastanın genel durumu hızla bozulur. Hastanın hastaneye yatırılarak izlenmesi ve tedavi edilmesi gerekir ve tedavi edilmediğinde ölümcül olabilir.

Safra yollarına düşen taş aynı zamanda pankreas kanalını da tıkayarak akut pankreatite sebep olur.
Diğer belirtiler: Safra taşları yukarıda anlatılan bulgular dışında bazen karında şişkinlik, gaz, hazımsızlık, bulantı ve yağlı yemeklerden sonra oluşan bir rahatsızlık hissi şeklinde daha hafif belirtiler oluşturabilir.

Safra Kesesi Taşları Ameliyatı

Tedavi (Laparaskopik Kolesistektomi)

1 cm üzerindeki ve multiple taşı olan hastalar laparaskopik kolesistektomi ameliyatı ile safra kesesi alınması tavsiye edilir.

Kapalı Ameliyat yani laparaskopik kolesistektomide amerikan tekniğinde 4 adet ortalama 3cm civarında kesi yapılır ve karın içi gaz ile şişirilir. Kamera yardımıyla safra kesesinin tamamı alınır. Ameliyat sonrası genellikle 1 gün sonra hasta taburcu edilir. Hasta 5 gün sonra banyo yapabilir. 8 ile 10 gün arası dikişleri alınabilir.

Ameliyat sonrası işine 2 gün sonra dönebilir.

Safra kesesi alındıktan sonra hastanın yeme içme ve diyetinde herhangi bir değişikliğe gidilmez. Hasta ameliyat sonrası 2. ila 3 günden itibaren herşeyi yiyip içebilir.

Safra kesesinin olmaması vücutta herhangi bir eksikliğe ve değişikliğe neden olmaz.

Kullanıcı Oyu:
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 votes, average: 5,00 out of 5)
Loading...
Op. Dr. Mehmet Çağlan Eroğlu
Op. Dr. Mehmet Çağlan Eroğlu
Genel Cerrahi Uzmanı Ankara Randevu Almak için TIKLAYINSoru Sormak için TIKLAYIN
İlginizi Çekebilir
Yorumlar
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Genel Cerrah | Ankara